Впишите название книги, которая вам понравилась,
и выберите наиболее похожую на нее.
Книги, похожие на «Nancy Zafris, The Metal Shredders»
Ties, strings made up with screams (Apollinaire). At the striking of midnight into the new millenium, a new threat comes from the darkness. A baby was rescued but now a young boy is in danger.Three women are fighting. Nobody is safe. The year 1000 is no more. The year 2000 and Death. An engaging novel that blends thriller ,suspense and esothericism. A novel about strong connections between past and presentNew Year's Eve 1999. Guglielmo has an apparently quiet life, without any shadows. Gemma, his girlfriend, is the only girl he felt something well beyond physical attraction. Angelica, a loving and thoughtful mother. Filiberto, a detached and insensitive father. Finally Luana and Lucio, the two antagonists of the story, those who will try to destroy Guglielmo's life, to take him away from his loved ones in order to fulfil a wicked and crazy plan put it together by a sick and evil mind. However, life entails choices as well. Will Guglielmo manage to untie the strings that are trapping him and get his life back? The plot of this novel is articulated and dramatic; a novel that captures your attention so much that you will read it in one sitting because it is full of suspense that will keep your attention high.
Winner of the Nobel Prize for Literature 2007, Doris Lessing grew up in Africa – and returns to that troubled, misunderstood continent in this searing collection of short stories.‘I believe that the chief gift from Africa to writers, white and black, is the continent itself, its presence which for some people is like an old fever, latent always in their blood; or like an old wound throbbing in the bones as the air changes. … Africa gives you the knowledge that man is a small creature, among other creatures, in a large landscape.’Written with all the angry compassion of first-hand knowledge, these stores reveal Africa in the raw – an Africa unknown to the vast majority of Europeans. Here is a vivid, unforgettable evocation of its sounds and smells, its stark power and savage grandeur, its agony and ultimate tragedy.
“ ‘Mrs. Dalloway’ ve keşfettiklerim üzerine pek çok şey söylemeliyim aslında: Karakterlerimin arkasındaki güzel mağaraları nasıl kazdığımı; bunun tam da benim aradığım şeyi sağladığını düşünüyorum: insanlık, mizah ve derinlik. Asıl amaç mağaraların birleşmesi ve her birinin, yaşanılan o anın içinde gün yüzüne çıkması.” Bu sözleri söylüyor kendi romanı için Virginia Woolf. Roman kahramanı Clarissa Dalloway, akşam vereceği partinin hazırlıkları ile uğraşırken yalnızca onun düşünsel serüvenine değil, rüzgârının değdiği herkesin iç dünyasına tanık oluyoruz. Tek bir günün içinde hem geçmişi hem geleceği hem de içinde bulunduğu anı anlatıyor kitabında yazar. Pek çok kişinin zihninde gezip pek çok düşünce arasında gidip gelirken bir olay örgüsünden ziyade, karakterlerin iç dünyalarıyla, nasıl duyup nasıl düşündükleriyle ilgilenen Woolf, insan ruhundaki çatışmaları, gelgitleri önemseyip zihinler arasında bir bilinç akışı köprüsü kurarak bize aktarıyor söylemek istediklerini: yaşam ve ölüm, akıl ve delilik… «Bir keresinde Serpentine’a bir şilin atmıştı, bir daha da hiçbir şey atmamıştı. Oysa genç adam bütün hayatını kaldırıp atıyordu. Onlar yaşamaya devam edeceklerdi (Partiye geri dönmeliydi; salonlar hâlâ kalabalıktı, insanlar gelmeye devam ediyorlardı.). Onlar yaşlanacaktı. Oysa önemli olan bir şey vardı; kendi yaşamında gevezeliğe boğulan, yalanlarla yozlaşan, bozulan, belirsizleşen bir şey… İşte onu koruyabilmişti genç adam. Ölüm, bir başkaldırıydı. Ölüm, iletişim kurmak için verilmiş bir çabaydı, insanlar, nedense kendilerinden kaçan öze ulaşmanın imkânsızlığını hissediyorlardı; yakınlık uzaklaşıyor, büyük sevinçler soluyordu, insan yalnız kalıyordu. Bir kucaklaşma vardı ölümde. Ama şu kendini öldüren genç adam -hazinesi elindeyken mi bırakmıştı kendini aşağıya? Beyazlar içinde aşağı inerken, bir seferinde 'Şimdi ölecek olsaydım eğer, bu benim en mutlu anım olurdu.' demişti Clarissa kendi kendine.» (…) «Ama kurtulmuştu Clarissa. Oysa o genç adam canına kıymıştı. Bir şekilde onun felaketiydi bu, utancıydı. Bu koyu karanlıkta, burada bir adamın, şurada bir kadının dibe battığını ve kaybolduğunu görürken gece elbisesi içinde öylece dikilmek zorunda kalmak da onun cezasıydı. Hile yapmış; çalmıştı aslında. Hiçbir zaman tamamıyla hayran kalınacak biri olmamıştı.»
Понравилось, что мы предложили?